9 Haziran 2012 Cumartesi

SODALI BÖREK (YALANCI SU BÖREĞİ)

 

     Bu böreği daha önce pek çok yerde yedim ama hiç yapmadım. Çok beğenerek yediğim bir börek değildi açıkçası. Ta ki sevgili komşum Figen Abla'da yiyene kadar. Görüntü sodalı börekti ama lezzet inanılmaz farklıydı. Hemen tarifini aldım ve denedim. O gün bu gündür sık sık yapıyorum ve biz bu böreği çok seviyoruz.:))

     *Kaç yufka kullanıyorsanız o kadar yumurta kullanın.

     *Yağsız beyaz peynir kullanın, aksi halde tadı ağır oluyor.

     *İsterseniz peynirle birlikte maydanoz da ilave edebilirsiniz.

     *İç malzeme olarak peynire ıspanak, pazı, ısırgan gibi otlar ilave edebilirsiniz.

     *Arzu ederseniz kıymalı olarak da bu böreği yapabilirsiniz.


     SODALI BÖREK

     4 yufka
     4 yumurta
     1 şişe soda
     yağsız beyaz peynir
     yarım çay bardağı yağ

     1- Yufkanın iki tanesini yağlanmış tepsiye büzüştürerek dizin.

     2-Peynirinizi eşit olarak dağıtın. Kalan yufkaları üzerine büzerek yerleştirin.
 
     3- Yumurtaları çukur bir kaseye kırın. İçine yağı ve sodayı döküp iyice çırpın.

     4- Böreği kare şeklinde kesin, sosu böreğin her yerine eşit olarak dökün.

     5- Üzerini kapatıp bir gece buzdolabında bekletin.

     6- Pişirmeden önce dolaptan alın, oda sıcaklığına gelmesini bekleyin.

     7- 180 derecede kızarıncaya kadar pişirin, sıcak servis yapın.



 

8 Haziran 2012 Cuma

ÇOBAN KAVURMA


     Dün akşam soframızda yer alan ana yemeğimizdir.

   
     ÇOBAN KAVURMA

     yarım kilo kuşbaşı et
     3 adet büyük soğan veya 15 adet arpacık soğan
     2 tane salçalık kırmızı biber
     1 tane yeşil biber
     1 paket mantar (400 gram)
     3-4 çorba kaşığı sıvı yağ
     bi tutam tuz
     bi tutam karabiber
     bi tutam kimyon
     bi tutam kekik

     1-Eti tencereye alın, kısık ateşte et yumuşayana kadar pişirin.(Et dana eti ise 2 kaşık yağ ekleyin)

     2- Soğanları iri parçalara bölün, arpacık soğan tercih ediyorsanız bütün kullanın.

     3- Mantarları akan su altında hızlıca yıkayıp dilimleyin.

     4- Biberleri iri parçalar halinde doğrayın.

     5- Vok tavada iki kaşık yağı kızdırın. Mantarlar suyunu bırakıp çekene kadar pişirin.

     6- Soğanları tavaya atın,harlı ocakta renkleri hafifçe sararıncaya kadar karıştırarak kavurun.

     7-Biberleri ekleyin, biberler hafifçe ölünceye kadar kavurmaya devam edin.

     8- Etleri ilave edin. Tuz ve baharatlarını ekleyin, beş dakika daha pişirin. Sıcak servis yapın.



7 Haziran 2012 Perşembe

BEZELYELİ ENGİNAR ÇANAĞI



   
     ANKARA'DAN OĞLUM GELDİ

     Bir okul döneminin de sonuna geldik. Okuma bayramları, yıl sonu gösterileri, kep törenleri derken bir de bakmışsınız yıllar geçiyor. Çocuklarımız farkında bile olmadan büyüyorlar ve evden bir sebeple ayrılıyorlar.
     Oğlum (Onur )'da üç yıl önce üniversiteyi  kazanınca evden ayrıldı ve Ankara'ya gitti. Dün son sınavına girdi, kısa bir süre için eve döndü. Ne zaman Ankara'dan birileri  gelse Grup Gündoğarken'in söylediği "Ankara'dan abim gelmiş, evde bir bayram havası, annem babam beni çok severmiş" nakaratı dilime takılır. Hakikaten de insanın çocukları eve gelince bir bayram havası oluyor.
     Ben de her annenin çocukları geldiğinde yaptığı gibi bugün O'nun sevdiği yemekleri  tatlı olarak da çok sevdiği tiramisu hazırladım. (Tarifi verip fotoğraflayamamıştım. Fotoğrafı da ekledim.) Bu arada eşim ve kızım iyi ki Onur geldi de yemek yiyebiliyoruz diye çok mutlular :))
   Menüde paçanga böreği, zeytinyağlı taze fasulye, bezelyeli enginar, mantarlı et sote, bizim evin yoğurtlu makarnası, mevsim salata ve tiramisu var.


     BEZELYELİ ENGİNAR ÇANAĞI

     6 tane enginar çanağı
     1 adet havuç
     1 adet patates
     1çay bardağı bezelye
     2 adet taze soğan veya 1 kuru soğan
     yarım limon suyu
     1 fincan su
     bir tutam tuz
     bir tutam şeker
     3-4 çorba kaşığı zeytinyağı
     dereotu

     1- Patates ve  havucu soyup küçük küpler halinde doğrayın.

     2- Patates, havuç ve bezelyeleri düdüklü tencereye alın, taze soğanları temizleyip doğrayın.

     3- Üzerlerine enginar çanaklarını kapatın. Zeytinyağı, tuz ve şekeri ekleyin.

     4- Yarım fincan su ve limon suyunu sebzelerin üzerine gezdirin. Düdüklüde 15 dakika pişirin.

     5-  Oda sıcaklığına gelen enginarları servis tabağına alıp sebzeleri içlerine paylaştırın.

     6- Üzerlerine ince kıyılmış dereotu serperek servis yapın.



5 Haziran 2012 Salı

ELMALI ISLAK KEK

     Yaz mevsimi başladı ve çilekler, erikler, dutlar, kirazlar mutfağımıza girdi. Tüm kış bol bol tükettiğimiz elma ve portakal meyveliğimde uzun süredir boynu bükük bekliyor. Bugün kalan elmaları değerlendirmek için kek yapmak istedim.
     Yağsız, incecik hafif bir kek. Bol elmalı olduğu için nemli ve yumuşacık bir dokusu var. Ben kahverengi şeker ve tam buğday unu kullanmayı tercih ettim. Beyaz şeker ve beyaz un da kullanabilirsiniz.

     *Vereceğim ölçüler küçük bir tepsi içindir. Eğer kalabalıksanız iki ölçü yapabilirsiniz.

    ELMALI ISLAK KEK
   
    2 yumurta
    yarım bardak toz şeker
    3 tane elma
    bir avuç dövülmüş ceviz
    1 bardak un
    bi tutam tarçın-vanilya
    1 paket kabartma tozu
     pudra şekeri (üstü için)

     1- Elmaları soyduktan sonra zar gibi ince ince doğrayın.

     2- Fırını 160 dereceye ayarlayıp çalıştırın.

     3- Yumurta ve şekeri çırpın. Cevizi, tarçını ilave edip karıştırın.

     4- Un, vanilya ve kabartma tozunu ekleyin. Koyu bir hamur elde edeceksiniz.

     5- Hamura elmaları ilave edip iyice karıştırın. Yağlanmış, unlanmış tepsiye dökün.

     6- Batırdığınız kürdan ya da bıçak temiz çıkana kadar pişirin.

     7- Kek oda sıcaklığına gelince üzerine pudra şekeri eleyip servis yapın.




4 Haziran 2012 Pazartesi

NOHUTLU YEŞİL MERCİMEK YEMEĞİ



     "Bu gün ne pişirsem?" sorusunu ara ara ben de soruyorum kendime. Henüz yaz sebzelerinin yerlileri çıkmadı ve bahar sebzelerinin bir çoğuna veda zamanı. Böyle zamanlar kendime bu soruyu en sık sorduğum zamanlar.
     Bu gün ne pişireceğimi düşünürken,  kilerimi düzenlerken bulduğum yarım paket yeşil mercimek geldi aklıma. Kimileri mercimeği sevmez (eşim gibi), kimisi çok sever. Bir dönem mercimekçi bir Ayşe teyzemiz vardı televizyonlarda. Mercimeğin et kadar protein içerdiğini anlatır ve tarifler verirdi. Çok popülerdi o dönem Ayşe Baysal ve mercimek. Zamanla bu popülerlik bitti ve zavallı mercimek bir çok evde yine pişmez oldu.
     Ben mercimeği hep sevdim, çocuklarım da. Bizim evin "kara şimşek" isimli yemeğidir kendisi. Sıcaklar bastırmadan hemen pişirmek istedim. Ben genellikle nohutlu yapıyorum ve yanında salata ve turşu ile nefis bir yemek oluyor. Bu babaannemin tarifi, dedem bu yemeğe "karı-koca aşı" derdi. Babaannem mercimeği, dedem ise nohutu daha çok severdi. İkisinin zevki bir tabakta buluştuğu için yemeğe bu ismi veriyordu herhalde dedem. Denemek isteyenler için tarifi aşağıda.

     NOHUTLU YEŞİL MERCİMEK

     Yarım kilo yeşil mercimek
     1 su bardağı haşlanmış nohut
     1 büyük soğan
     Bir çorba kaşığı salça
     Zeytinyağı
     Bi tutam tuz

     1- Mercimeği yıkayın ve ılık suda bir saat bekletin. Vaktiniz yoksa bu basamağı atlayın.
                                                                                                                                                   
     2- Soğanı küp küp doğrayın, zeytinyağında hafifçe sararana kadar kavurun.

     3-  Soğanlar hafif sararınca salçayı ilave edip bir iki çevirin.

     4-Mercimekleri ekleyin, mercimeklerin üzerini bir parmak geçecek kadar su ve tuzunu koyun.

     5- Kaynayınca nohutları ekleyin, ocağı kısıp kısık mercimekler yumuşayıncaya kadar pişirin.





    

2 Haziran 2012 Cumartesi

KARADUT ŞURUBU

    
     DUT AĞACI VE MUTLULUK

    Çocukluğumda yaz tatili demek, herkesin memleketine gitmesiydi. Biz de okullar kapanır kapanmaz, anneannemlerin ve babaannemlerin yaşadığı ilçeye giderdik. İkisi komşuydu ve ikisinin de bahçe duvarının dibinde dut ağaçları vardı. Anneannemlerin ağacı iri açık mor renkli, babaannemlerin iki ağacından biri beyaz, öteki kara duttu. Önce duvarın üzerine, oradan ağaca çıkıp yerdik dutları. Annemler de bu lezzeti kışa saklamak için, karadut reçeli ve şurubu yaparlardı. 
     Her dut mevsimi geldiğinde pazardan dut alsam bile, o tadı asla alamam. Yolculuk yaparken, bir dut ağacı görsem eşime durması için adeta yalvarırdım. Dut mevsiminde dalından bir kaç tane dut  yersem inanılmaz mutlu olurdum, ta ki dört yaz önceye kadar. Dört yıl önce  Urla'da bir yazlık satın alana kadar. Sitenin bahçesinde bilin bakalım ne ağacı vardı, tabii ki dut ağacı. Tıpkı anneannemlerin  bahçesindeki dut ağacı gibi iri iri dutlar veren bir ağaç. Ve arka komşumun bahçesinde de minik bir karadut ağacı.  Dut ağaçlarını gördüğümdeki mutluluğumu anlatamam.  :))))
     İşte şimdi tam karadut şurubu, karadut reçeli yapmanın tam zamanı. Eğer sizin de yakınınızda karadut ağacı varsa, ya da pazarda bulabiliyorsanız bu lezzeti saklama yolu reçel ya da şurup yapmak. "Karadut şurubu nasıl yapılır?"  diyorsanız işte tarifi.

     KARADUT ŞURUBU
 
     1 kilo karadut
     2 kilo şeker
     bir parça limon tuzu

     1- Dutları şekere yatırıp bir gece bekletin.

     2- Ağır ateşte koyulaşıncaya kadar kaynatın, köpüğünü alın.

     3- Limon tuzunu atıp bir taşım daha kaynatın. Ağzı kapalı olarak soğutun.

     4- Süzün, şişelere koyup serin bir yerde saklayın.

     5- İkram sırasında bardağa 1/3 oranında karadut şurubu koyun, üstüne su ekleyip karıştırın.


KEK YAPMANIN PÜF NOKTALARI



     Kek yapmak aslında kolaydır ama dikkat edilecek bazı püf noktaları vardır. İşte püf noktaları:

     *Kekinizde kullanacağınız yumurta, süt gibi malzemeleri dolaptan çıkarıp oda sıcaklığında kullanırsanız kekiniz daha güzel kabarır.

     *Unu kabartma tozu ile birlikte elerseniz kekinizin daha iyi  kabarmasını sağlamış olursunuz.

     *Şekerle yumurtayı ezilmiş yoğurt kıvamına gelinceye kadar çırparsanız iyi  kabarmış bir kek elde edersiniz.

     *Ununu ilave ettikten sonra çok fazla karıştırmayın, hamur sulanır ve çöker.

     *İçine kuru üzüm, ceviz vs. koyacaksanız bunları keke ilave etmeden önce bir iki kaşık un ile karıştırın.

     *Kek hamurunuzu yağlanmış, unlanmış bir kalıba dökerseniz çıkarmanız kolay olur. (Pişirme kağıdı serilmiş kalıba da dökebilirsiniz)

     *Fırının önceden ısıtılmış olması gerekir, kek yapmaya başlarken fırınınızı çalıştırın.

     *Hamuru kalıba döker dökmez bekletmeden fırına koyun.

     *Pişirme sırasında fırın kapağının sık sık açılması kekin çökmesine neden olur.

     *Kekin pişip pişmediğini kontrol etmek için bir kürdan ya da bıçak hamurun ortasına doğru batırılır, bıçak ya da kürdan temiz çıkıyorsa kek pişmiş demektir.

     *Fırından çıkardığımız kek kalıbını ıslak bir mutfak bezinin üzerinde beş-on dakika beklettikten sonra bir ızgara üzerine ya da kağıt serilmiş bir tabağa ters çevirerek çıkarın.

     *Kekleri sıcakken kesmeyin,soğumasını bekleyin. Dayanabilirseniz :))

     * Her fırın farklı olabiliyor ben keklerimi 150-160 derecede 35-40 dakika pişiriyorum.